Tebernüş Kireççi'ye SORU SOR

Ahmet Afif Paşa Yalısı

‘Hüzünlü kadınların yalısı’ olarak da bilinen Ahmet Afif Paşa Yalısı’nın anahtarları, Uzan Ailesi’nden TMSF’ye, Nisan 2009’da da Sabancı Ailesi’nden Suzan Sabancı Dinçer’e geçti.



Ahmet Afif Paşa Yalısı



Ahmet Afif Paşa Yalısı nerededir?



İstinye mahallesi Köybaşı caddesi Sarıyer'de bulunan, iki parselden oluşan Ahmet Afif Paşa Yalısının yüzölçümü 2 bin 242 metrekare. 



Ahmet Afif Paşa Yalısı’nın özellikleri neler?



Tarihi yalıda zemin kat, 2 normal kat, çatı katı, ve çatı arası bulunuyor. Toplam 22 oda ve sofası olan yalı bin 250 metrekare kapalı alana sahip. Yalıyla bitişik konumda yer alan 22 numaralı parselde, içinde garajı, kayıkhanesi bulunan bahçeli, kagir bir de ev mevcut. 20. yüzyılın başında inşaa edilen yalının son sahibi Uzan Ailesiydi. Kemal Uzan'ın 17 yıl yaşadığı Ahmet Afif Paşa yalısına Uzanların borcuna karşılık 4 yıl önce TMSF tarafından el konulmuştu. 95 yıllık bir geçmişi olan yalıya Sabah ve atv’nin ortağı Katar Emiri Şeyh El Thani’ni de talip olmuştu. Ahmet Afif Paşa Yalısı daha önce de 40 milyon 100 bin liralık bir muhammen bedelle satışa çıkarılmış; ancak alıcı bulamamıştı.



Ahmet Afif Paşa Yalısı’nın mimarı kimdir?



Osmanlı Bankası binası ve Pera Palas Oteli’ni de yapan mimar Alexandre Vallaury tarafından XIX. yüzyıl sonunda doğu ve batı tarzlarını harmanlayan bir üslupla inşa edilmiş. 



Ahmet Afif Paşa Yalısı



Ahmet Afif Paşa Yalısı hangi ünlüleri ağırladı?



Agatha Christie ünlü “Orient Ekspresi’nde Cinayet” adlı romanını yazmak için İstanbul’u ziyaret ettiğinde bu yalıda misafir edilmiş. Neo-barok tarzında yapılan binayı Afif Ahmed Paşa’nın ailesinden Pera Palas’ın eski sahibi Misbah Muhayyeş almış. Yalı daha sonra Uzan ailesinin mülkiyetine geçti. Biraz ilerideki Tahsin Uzer Yalısı’nda oturan Suzan Sabancı Dinçer tarafından yaklaşık 40 milyon dolara satın alındı. Müjde Ar’ın başrolde oynadığı, TRT yapımı, Aşk-ı Memnu dizisi burada çekilmişti. Yalı 1001 Gece dizisinin son sezonunda da kullanıldı.



Ahmet Afif Paşa Yalısı’nın mimari özellikleri nelerdir?



"Levazım Reisi ve Birinci Ferik Ahmed Afif Paşa (1852-1920) tarafından dönemin ünlü mimarı Alexandre Vallaury'ye yaptırılmıştır. Tapuya, Sarıyer, 57 pafta, 230 ada, 21 parsel (eski 7 parsel) ile kayıtlıdır. Setli bahçeden sonra, yalı ve (günümüzde ifraz edilerek ayrı parsel haline dönüşmüş olan) kayıkhanenin yer aldığı rıhtım platformuna inilmektedir. Yalı, bir zemin, iki normal ve bir çatı katı olmak üzere toplam dört katlıdır. Esas girişler sağ ve sol cephelerde düzenlenen üç kollu merpenler ile sağlanmıştır. Kara tarafında sadece bahçe ile zemin katın bağlantısını sağlayan servis girişleri mevcuttur.


Plan düzeni ve cephe sistemi simetrik anlayışla kurulmuştur. Deniz cephesinde yer alan köşe odaların 45 derecelik küçük çıkmalar halinde denize doğru uzanmaları, mimari planlamada ilginç bir özellik olarak karşımıza çıkar. Vallaury, yan cephe dengesini sağlayabilmek için kara tarafına iki kule daha ilave etmiştir. Çatı görünümü bu kulelere ilave edilen aynı tarzda düzenlenmiş bacalar ile (çatı formunu yok edercesine) gayet zengin bir hal almıştır. Deniz cephesinin olağanüstü hareketli görünümüne karşılık, diğer üç cephe olabildiğine sade tutulmaya çalışılmıştır. Seçmeci tarzın bir ürünü olan Afif Paşa Yalısı'nda doğu ve batı mimarilerinin unsurlarından olan soğan kubbe ve dalgalanan saçaklar birarada kullanılmıştır."


Yalının mimarı (sahibi bulunan sayın Cemal Muhayyeş'in verdiği bilgiye göre) Osmanlı Bankası’nın mimarıdır. Bilindiği gibi; Osmanlı Bankası'nın mimarı Vallaury olup, Sultan II. Abdülhamit'in saltanatının son yıllarında, XX. yüzyıl başında İstanbul'da binalarını inşa etmiştir.


Yolun karşı sırtındaki koruluğu 17.500 metrekare; yalının arsası ise 3700 metrekaredir. 1950'den sonraki yol genişletilmesi sebebiyle karşı sırttaki -içinde köşkü ve (şimdi harap) ahırları bulunan- korusu ile irtibatını kaybetmiş; yalının arkasındaki demirden köprülü kaskatlı havuzun suyu kesilmiştir. Cihannüma kuleleriyle tanınan, Boğaziçi'nin büyük yapılarındandır. Servis (kârgir) katı ile beş katlı olup; yirmiiki oda ve sofası vardır. Yavaş, yavaş iç kısımlarından harap olmaya başlamıştır. Eski eser hüviyetinde görmeyerek, sahipleri Danıştay'da açmış oldukları davayı kaybetmişlerdir. Yalı yalnız yazlık olarak kullanılıyordu. Cumhuriyetten sonra hanedan yurt dışına çıkarılınca, yalıyı vekilleri satılığa çıkarmış. Muhayyeş'lerden (Rumelihisarı Zeki Paşa Yalısı sahibi Sayın Meliha Baştımar ile akrabadırlar.) dört kardeş satın almıştı. Pera Palas sahibi de olan Misbah Muhayyeş ölünce oğlu Cemil Muhayyeş'e kalmıştır. Şimdi sadece malik olarak Cemil Muhayyeş bulunmakta ve bahçede inşa ettirdiği iki katlı yeni kagir evde oturmaktadır.


Alt katında küçük bir hamamı vardı, şimdi yoktur. Bahçedeki kârgir kısım mutbak ve arabacılara aitti. Soldaki (deniz üzerindeki) şirin ahşap müştemilatın altı kayıkhane, üstü kayıkçıların yeri idi. (1976) Harem ve Selâmlık olarak kuzey ve güneyde iki; ayrıca iki servis kapısı var. Birinci kat: 1 hol, 1 (alafrangaya çevrilmiş) hela, 2 aralık, giriş antreleri, 1 salon; 4 deniz, 3 kara tarafında oda. İkinci kata çıkan merpen ahşap. Doksan derece sağa dönerek ikinci kata çıkış. Merpen üzerinde ahşap sütunlu, kafes yaşmaklı ve kemerli bir sofa var. Tavanın ortasında -Osmanlı nişanları biçiminde- sekiz köşeli, yaldızlı zarif kabartma bir yıldız etrafında, nokta; köşelerde daha kuvvetli tesbihler. Bu, kare merpen üstü tavanın etrafı altın yaldızlı kabartm kıvrık dal. Rahat merpen başında dökme eski gaz lambaları görülüyor.


Batı tarafında yemek odası, musluk ve taşı. Sonradan şömine tarzında mermer konsol ve ayna konulmuş. Yerler parke; duvarlar düz. Tavan kabartma, işlemeli, duvarlar düz. İki servis merpeni var. Girişinde eski helalar; biri ofis olmuş, Avrupa işi fayanslar, mermer ve kurnalarıyla banyo odası yalının yapılışıyla beraber. Servis merpeni çatıya kadar çıkıyor. İkinci kat: yedi oda. Bunlar yatak odaları. Genel görünüm harapça. Kalorifer ve salamandra sobaları var. Köşe odaları cumbalı. Sadece tavanlarında süslemeler var. Bu katta ince uzun bir balkon, ortada salon, kafesler. Yemek odasında şömine taklidi konsollar; üzerlerinde büyük kristal aynalar hala mevcut. Servis katına gelince: Taş, diğer katlar ahşap/bağdadî. Fayanslarında kuş resimleri olan soba da dikkatimizi çekiyor. Bu servis katının tavanı basık. Yerler de taş. Kalorifer kazanı eskimiş. Yalının bütün kapıları sade, ahşap. Üçüncü kat: Bu katta da çok oda ve sofa var. Yandan kulelere çıkılıyor. Dolaplı bir oda, yine balkonlu bir oda. Balkon küçük ve ahşap. Balkon üzerinde ve saçak altındaki dua levhasında (Eski Türkçe; - 3 - 7) tarihinin bazı harfleri kopmuş. 85 senelik gibi okunabilir. Bu bir onarım kitabesi de olabilir.



Ahmet Afif Paşa Yalısı


Yalının mimari biçimi nedir?



"Geleneksel Boğaz yalıları tipinden ayrı bir yapıttır. Harem ve Selâmlığı aynı çatı altında bulunan yazlık bir yalı idi. Planın esas aksı koni/deniz istikametine açılmıştır: Büyük bir giriş holü, düz merpenli orta hol, büyük salon ard arda yer almakta. Enine aks başlarında kütüphane ve yemek salonu çıkıntı yapmakta.


Birinci kattaki, zemin kat orta holden gelen, tek kollu merpen boşluğu ve galerisinin bir bağlantı motifi alarak planı karakterize etmektedir; ve bu katın iki yanlarından bahçeye inen iki dış merpen de.


Bu katta banyolu yatak odaları yer almıştır. Esas merpen ve asansörü devam ederek ikinci kata çıkmaktadır. Deniz cephesinde geniş bir balkonu bulunan bu katta da köşelerde 45° yönlendirilmiş şahniş iki yönden Boğazı seyretmekte. 


Yatak odaları birinci kattaki gibi düzenlenmiştir. Çatı katı planı bir T şeklindedir. Alt katındaki köşe motifleri burada cihannüma oluşturmaktadır. Şimdiye kadar anlatılanlar orijinal biçiminin 1985 restorasyonu ile ortaya çıkan biçimidir. 


Yan ve arka cephelerinin nisbeten sade görüntüsüne karşın deniz cephesi çok işlenmiş durumdadır. Genel görünümü ile arabesk ve derlemeci karma bir yapıttır. Abartılı şahniş ve cihannüma kubbeleri ile çatı üstü İslami-Hind mimarisine kaçmaktadır. Mimar Vallaury'nin Osmanlı Bankası merkez binasının batı neo-klasik stilindeki olumlu performansını burada göremiyoruz. Bu yabancısı olduğu ahşap Osmanlı yapısı aranjmanı yapmak isterken oryantal karmaşasına düşmüş olması ile yorumlanabilir". (Kaynak: Orhan Erdenen "Boğaziçi Sahilhaneleri")



Ahmet Afif Paşa Yalısı hangi haberlere konu oldu? 



Hüzünlü kadınların yalısı (Posta Gazetesi, Ekim 2012)


II. Abdülhamit'in kızı Refia Sultan, Ahmet Afif Paşa'nın oğluyla bu yalıda evlendi. Mutlu olmak için her şeyi vardı. Fakat yalıda başlayan hayatı Lübnan'da sürgünde son buldu. Yalının yeni sahibi Muhayyeş Ailesi de huzur bulmadı.

Zorda kalan Şivezat Hanım yalının yanındaki iki katlı evde kanserden öldü. Yalıyı sonra Uzan Ailesi aldı. Uzan İmparatorluğu çöktüğünde Melahat Uzan bu yalıyı terk eden son kadın oldu.


Yalı, mimarisi ve büyüklüğü itibariyle İstanbul Boğazı’nın eşsiz eserlerinden biri. İstinye-Yeniköy yolu üzerindeki yalının ilk sahibi Koca Reşit Paşa’nın kızı Ferendiz Hanım. 2 bin 500 metrekare arsa üzerine kurulan yalının arkada 17 bin 500 metrekarelik bir de korusu mevcut. Ancak günümüzde koru ile yalı arasındaki bağlantı kesilmiş durumda.


Yalıya ismini veren ikinci sahibi ise iaşe işlerine bakan Beyrutlu Ahmet Afif Paşa. Afif Paşa, yalıyı yıktırarak Pera Palas Oteli’nin mimarı Alexandre Valluary’e bugünkü binayı yaptırınca, yalı da kendi adıyla anılmaya başlanmış.

Deniz tarafı süslü olan ve doğumgünü pastasını andıran yalının arkası çok sade. Beş katlı yalının 21 odası ve 4 kulesi var. ‘Binbir Gece’ dizisi bu yalıda çekildi.


YALININ ÜÇÜNCÜ SAHİBİ ATATÜRK'E SURİYE'DE YARDIM EDEN İŞADAMI


Ahmet Afif Paşa’nın ölümünden sonra yalıyı Misbah Muhayyeş satın aldı. Misbah Muhayyeş, Beyrutlu bir tüccardı. Suriye'deki savaş yıllarında Atatürk ile tanışmış ve kendisine yardımda bulunmuştu. Atatürk de, Cumhurbaşkanı olduktan Misbah Muhayyeş de Türk vatandaşı oldu. Pera Palas'ın işletmesi de kendisine verildi. Yalısında oturmaktan hiç mutlu olmadığını söyleyen Misbah Muhayyeş 1928’de Pera Palas’ın mülkiyetini satın aldı.


Misbah Muhayyeş yalnızdı, tek dostu ise siyah beyaz renkli 19 kiloluk kocaman kedisiydi. Söylentilere göre aslında yalıda bulunmaktan huzursuz olan da kediydi. Misbah Muhayyeş 11 Ekim 1954’te kedisinin ölümünden 2 gün sonra kalp krizinden öldü. Vasiyeti gereği otelin mülkiyeti hayır kurumlarına bırakıldı. Çocuğu olmadığı için yalı yeğeni Cemil Kemal Bey'e kaldı.


60’LARIN SOSYETİK İSMİ


İlk evliliğini Ekrem Orhon ile yapan Şivezat Hanım'ın bu evlilikten üç çocuğu oldu. 10 yıl sonra ayrıldılar. İkinci evliliğini İbrahim Çayhan ile yapan Şivezat Hanım bir yıl içinde boşandı. Son olarak 1960’ta Cemil Muhayyeş ile evlendi. Güzelliği ve zerafetiyle tanınan Şivezat Hanım bu evlilikle İstanbul sosyetesine girmiş oldu. Kızları Meral Muhayyeş yalıda doğdu.


Yalıdaki payını 1983’de satan Şivezat Muhayyeş 2003’te ağır bir mide ameliyatı geçirdi. O günlerde yalının satışından gelen paranın Banker Kastelli’ye verildiği ve geriye anaparanın bile alınamadığı söylentileri çıktı. Hem ekonomik hem sağlık açısından zor günler yaşayan Şivezat Hanım, son günlerini yalının yanındaki eskiden kayıkhane olan binada geçirdi. Tüm malvarlığını ‘ömür boyu bakım’ şartıyla kızı Meral Muhayyeş'e bırakan Şivezat Muhayyeş 2005’te kanserden vefat etti.


Üvey kardeşler vasiyetnamenin kuşkulu olduğunu iddia edip dava açtı. Meral Muhayyeş ise vasiyetnamenin iki tanık huzurunda ve annesinin şuurunun açık olduğuna dair İstanbul Tıp Fakültesi'nden alınan heyet raporu da eklenerek düzenlendiğini açıkladı. Dava yıllarca sürdü, suçlamalar birbirini izledi.


Ahmet Afif Paşa Yalısı 2004’ten itibaren üç kez satışa çıktı ancak satılamadı. 2006’da TMSF tasfiye sürecindeki yalının sahibi olan Basıntaş’ın borcuna karşılık yalıyı satın aldı. 2009’da TMSF yalıyı tekrar satışa çıkardı. 58 milyon lira teklifle Suzan Sabancı Dinçer yalıya sahip oldu.


UZAN AİLESİ’NİN İNANILMAZ ÇÖKÜŞÜ


1983’te yalıyı satın alan Uzan Ailesi lüks yaşantılarıyla sürekli haber oldu. Kemal Uzan’ın oğlu Cem Uzan, New York’ta 40 milyon dolara daire alarak dünyanın en zengini Bill Gates’e komşu olurken, lüks yatlar, özel uçaklar bu hayatta eksik olmadı.


RÜZGAR TERSİNE ESİYOR


2003 yılı Haziran’ında ise birden her şey tersine döndü. Önce ÇEAŞ ve Kepez’e el konuldu, ardından İmar Bankası krizi yaşandı. 15 Şubat 2004’te gerçekleştirilen operasyonla, Uzanlar’a ait 219 şirketin mülkiyetine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu el koydu. Yalı aynı yıl diğer mal varlıklarıyla birlikte satışa çıktı.


Senelerce çocukları ve torunlarıyla birlikte yalıda yaşayan Melahat Hanım da Şivezat Muhayyeş gibi aynı kaderi paylaşarak yalnız kalmıştı. Yalı satılınca Melahat Uzan yalıyı boşaltmadan önce son ziyaretlerinden birini bir zamanlar yalının sahibi olan, hasta yatağındaki Şivezat Hanım’a aşure götürerek yaptı.


Talihsiz sultan


Refia Sultan’ın hayatındaki talihsizlikler zinciri babası II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesiyle başladı. Sürgüne gönderilen babasıyla Selanik’e gitti. Refia Sultan, 9 ay sonra evlenmesi için İstanbul’a gönderildi. Refia Sultan, Ahmet Afif Paşa’nın oğlu Ali Fuat Bey ile evlenerek bu yalıya yerleşti. 2 çocukları oldu: Rebia ve Hamide. Rebia Hanım hiç evlenmedi.


Hamide Hanım, 1924’te Osmanlı Hanedanı yurt dışına sürgün edildiğinde babası Fuat Bey ile Fransa’nın Nice şehrine gitti. Bir trafik kazası sonucu orada öldü. Refia Sultan ise bu yalıda evlenerek tam yeni bir hayata başlamışken ikinci bir sürgünle eşinden ve çocuklarından ayrı kaldı. Refia Sultan 1938’de Beyrut’ta yokluk içinde vefat etti.


Agatha Christie’nin sırları


Polisiye roman yazarı Agatha Christie, 1926-1932 yılları arasında İstanbul'a defalarca gelmiş. Her geldiğinde Pera Palas'a yerleşen yazar otelin sahibi Misbah Muhayyeş'in misafiri olarak Yeniköy'deki yalısında da kalmış. Agatha Christie 1926’da gizemli bir şekilde 11 gün ortadan kaybolmuştu. Arabası göl kenarında, devrilmiş halde bulununca, yazarın cinayete kurban gittiğinden zannedildi.


Agatha Christie kaybolduktan 11 gün sonra Yorkshire’da ortaya çıktı. Warner Bros film yapmak için 11 günlük kayboluşun sırrını medyum Tamara Rand’e sordu. Medyum ise yazarın o sırada başka bir isimle Pera Palas’ın 411 numaralı odasında kaldığını söyledi. Odada gizli bir anahtar vardı. Medyum, bu anahtarın Ahmet Afif Paşa Yalısı’ndaki bir odayı açtığı, 11 günlük sırrın yazılı olduğu gizli defterin de bu odada bulunduğunu iddia etmişti.

Gerçekten de 411 numaralı odanın süpürgeliğinde bir anahtar bulundu. Ama anahtarla yalı arasında somut bağlantı kurulamadı. Anahtarın sırrı halen çözülmüş değil. (28.10.2012 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)



Ahmet Afif Paşa Yalısı Sabancı'ya gitti (Radikal Gazetesi, Nisan 2009)



Uzanlara ait olan ve Sarıyer'de bulunan Ahmet Afif Paşa Yalısı için bugün Tasaruf Mevduatı Sigorta Fonu'nda yapılan kapalı teklif açık artırma usulü ihalede yüksek teklifi Suzan Sabancı Dinçer verdi.

İHALE, 34 MİLYON 500 BİN LİRAYLA AÇILDI

34 milyon muhammen bedelle satışa çıkarılan yalı için peşin satış bedelinin yüzde 5'i olan 1 milyon 700 bin liralık teminatı beş firma yatırdı. Saat 14.00'te TMSF'nin Esentepe'deki Merkez binasında başlayan ihaleye Yaldız Turizm, Trend Lojistik, Köybaşı Turizm, Nezih Barut (Abdi İbrahim İlaç) ve Suzan Sabancı Dinçer adına Haluk Dinçer katıldı. Firmalardan gelen en yüksek teklif olan 34 milyon 500 bin lira bedelle başlayan ihalede oldukça çekşimeli anlar yaşandı. Köybaşı Turizm şirketinin 34 milyon 500 bin liralık teklifiyle açılan ihalenin ilk dakikalarında Köybaşı Turizm ile Trend Lojistik arasında rekabet yaşandı. Yaklaşık 1 saat süren ihale boyunca firmalar 6 kez ara istedi. İhalenin sonlarına doğru Sabancı yüksek teklifler vermeye başlayınca başta iddialı olan Köybaşı Turizm ve Trend Lojistik fiyat artırmadı. İhale Suzan Sabancı Dinçer adına ihaleye katılan Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer'in 58 milyon liralık teklifiyle son buldu. Böylece Uzanların daha önce satılamayan Ahmet Afif Paşa Yalısı için en yüksek teklifi Sabancılar vermiş oldu. 


HALUK DİNÇER: AİLE İÇİN ALDIK 


58 milyon bedelle Ahmet Afif Paşa yalısına en yüksek teklifi veren Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer ihalede oluşan fiyatın piyasa şartlarında oluşan bir fiyat olduğunu söyledi. Yalının nasıl kullanılacağınja ilişkin soruyu da cevaplandıran Dinçer, " Henüz bir karar vermiş değiliz ; ama aile için aldık. Dolayısıyla aile için en uygun şekilde kullanılacak. Biz bunu daha çok bir kültür mirası olarak görüyoruz. Bir emanet olarak görüyoruz geçmiş nesillerden bize. En iyi şekilde korumaya devam edeceğiz" dedi. 


20 GÜN İÇİNDE 58 MİLYON LİRANIN YATIRILMASI GEREKİYOR 


İhalede en yüksek teklif olan 58 milyon liralık teklifin perşembe günü satış onayı gerçekleşecek. Daha sonra rakam Teklif Kuruluna sunuculacak. En yüksek teklifi veren firmaya bunun ardından 20 günlük bir süre verilecek. Bu süre içinde 58 milyon liralık bedelin yatırılması beklenecek. Miktarın yatırılmasının ardından ise, tapu ve devir işlemleri başlayacak. Tapu ve devir işlemlerinin tamamlanmasının ardından ise, Fon kurulunun onayıyla satış gerçekleşmiş olacak.


Önerilen Bağlantılar : Anneler günü konut kampanyaları