Tebernüş Kireççi'ye SORU SOR

Pendik Askeri Tersanesi - İstanbul Tersanesi

Pendik Askeri Tersanesi veya İstanbul Tersanesi, İstanbul Tersanesi Komutanlığı tarafından yönetilmektedir. 1.039.650 m2 alan üzerine kurulmuştur.


Eğlencede büyük indirim! Oyunlar 1 TL! Esenyurt TİKİ Eğlence Dünyası!


Pendik Askeri Tersanesi - İstanbul Tersanesi

Pendik Askeri Tersanesi



Pendik Askeri Tersanesi nerededir? 



Pendik Askeri Tersanesi, İstanbul’un Pendik İlçesi’nde Altkaynarca semtindedir. Aynı tersanedeki İstanbul Tersanesi Komutanlığı tarafından yönetilmektedir. Tuzla Tersaneleri’ne 500 metre uzaklıktaki Pendik Askeri Tersanesi, Milli Savunma Bakanlığı’na bağlıdır.



Pendik Tersanesi’nin genel özellikleri nelerdir?



İstanbul Tersanesi Komutanlığı Pendik/İstanbul’da doğal bir limanda konuşlanmıştır. Tersanenin yüzölçümü 1.039.650 m2 olup endüstriyel faaliyetler için 139.750 m2 alana sahiptir. Tersane yerleşim planı etkin bir gemi inşa ve onarım faaliyeti öngörülerek düzenlenmiştir. Parça imalleri, ön imalat ve blok imalatlarının yüksek kalite, iş emniyeti ve yüksek üretim verimliliği sağlanabilmesi için kapalı, kontrollü alanlarda gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. İstanbul Tersanesi Komutanlığı yeri itibariyle Türkiye’nin en önemli limanı olan İstanbul Limanına çok yakın, Tuzla tersaneler bölgesi ile komşudur. Demiryolu, otoyollar ve havaalanı yakınında bir konuma sahiptir. Konum olarak, tanınmış üniversitelerine, araştırma kuruluşlarına ve gelişmiş sanayi bölgesine yakın oluşunun avantajını taşımaktadır.

Bünyesinde barındırdığı geniş endüstriyel yetenekleriyle 170.000 dwt’a kadar gemileri inşa yeteneğine sahiptir.

400, 316 ve 164 metre uzunluğunda üç adet rıhtım mevcut olup, çok sayıda gemi için dok imkanı sağlanabilmektedir. 316 m.’lik rıhtım üzerinde 125-140 m. uzunluğunda 3 adet parmak iskele yapılmış, parmak iskelelere gerekli altyapı sağlanmıştır.


Tersanede bir adet 300 m boyunda, 70 m. genişliğinde kuru havuz mevcuttur.


Tersane, 170.000 dwt‘luk gemilerin inşasına ve havuzlanmasına imkan sağlayabilmektedir. 450 tonluk bir gantry kreyn kapsama alanında bulunan kuru havuzda bugüne kadar en büyüğü 160.000 dwt olmak üzere muhtelif sayı ve tonajda gemilerin havuzlama işlemleri yapılmıştır.


3500 ve 14500 ton kapasiteli 2 adet yüzer havuz ve 300 x 70 m. boyutlarındaki kuru havuz  ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Döner Sermaye kapsamında ticari bahriyeye ait gemilere/havuzlara hizmet sunmaktadır.


Kuru havuzun yanında  202 x 38  m boyutunda yarı ıslak tipte bir gemi inşa kızağı mevcuttur. Gemi inşa kızağı ve arka sahası 300 tonluk bir gantry kreyn kapsama alanındadır. (Kaynak: www.dzkk.tsk.tr)



Pendik Askeri Tersanesi ile Tuzla tersaneleri arasındaki farklar neler? 



01 Nisan 2008 tarihli Radikal Gazetesi’nde İsmail Saymaz ve Cem Mirzanlı imzasıyla yayınlanan habere göre; 1850 işçinin çalıştığı Pendik tersanelerinde sigortasız işçi yok. Taşeron uygulamasına da çok seyrek başvuruluyor. İşçi güvenliğini, 20 kişilik bir kurul denetliyor.


Tuzla tersanelerinde üç ayda sekiz işçi ölürken, yanındaki Pendik'te son ölümlü kaza 1998'de oldu. Nedeni, Pendik'te cana verilen değer ve önlemler.


Pendik'teki İstanbul Tersanesi, sadece son üç ayda sekiz işçinin kazalarda öldüğü Tuzla tersanelerine 500 metre uzaklıkta. Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı, 1850 işçinin çalıştığı tersanede en son ölümcül kaza, 1998'de meydana gelmiş. İşçilerin örgütlü olduğu Türk -İş'e bağlı Türk Harb-İş Sendikası Anadolu Yakası Şube Başkanı Hüseyin Över, "Tuzla'yla, siyah ile beyaz kadar farklıyız" diyor. 


Hüseyin Över'e göre Pendik'te, örgütlü bir işyeri ve bilinçli işçi olmanın avantajı var. İşçilere eğitimler veriliyor, önlemlerin alınıp alınmadığı takip ediliyor. İşveren ve sendikanın oluşturduğu, işçi sağlığı ve güvenliği kurulu var: 

"Bu kurul, işyerindeki aksaklıkları gündeme alır, çözüm önerilerini ve bunların takibini yapar. İşyerinde uyulması gereken kurallar var. Örneğin, bir iskelenin kuruluş şekli, bağlantıları, iskeledeki çalışacak elemanın nasıl çalışması gerektiği... İşçinin emniyet kemeri, koruyucuları, bareti mutlaka olmalı. İşin türüne göre ayağında çelik ayakkabı veya elektrikle çalışıyorsa, kauçuk tabanlı ayakkabı olmalı. Maske ve elpen kullanmalı." 



Pendik Askeri Tersanesi nasıl denetleniyor?



Pendik'te işçiler bilinçlendirilirken, 'iş emniyetçisi' denilen 20 kadar görevli de çalışanların kurallara uyup uymadığını denetliyor. İşçi güvenlik tedbirlerine uymuyorsa ceza veriliyor. Ayrıca işçiler hem işe girdiği süreçte hem çalıştığı sürede periyodik olarak eğitiliyor. 


Pendik'te sigortasız ve sendikasız çalışmak mümkün değil. Tuzla tersanelerinde yaygın olan taşeron uygulamasına, iş yoğunluğunun çok artması gibi istisnai koşullarda ve geçici olarak başvuruluyor. Sigortasız taşeron işçiler de tersaneye sokulmuyor. Tabii Pendik'te de iş kazaları olmuyor değil. Över, "İş kazası olmaması mümkün değil. Bizdeki kazalar genelde, sıyrıklar ve çatlaklar biçiminde" diyor. Över'e göre, 'önlemsizlikler ve hukuksuzlar cehennemi' Tuzla, 'önlemler cenneti' Pendik'ten şöyle görünüyor:


"Tuzla'da 20 binin üzerinde işçi var, 5 bini kadrolu. Geri kalanı her gün sirkülasyona uğruyor. Amele pazarından alınan işçiler gibi. Ne iş olursa yaparlar. Ölüm riski de olsa. İnsanların güvencesi yok. İşverenler taşeron sisteminde ucuz emeğe öncelik verip, maliyeti düşürmek için tedbir almayarak kazalara davetiye çıkarıyorlar. Kurallar uygulanmalı, denetimler sıklaştırılmalı, taşeron sistemi kaldırılmalı. Örgütsüz ve bilinçsiz insanları tehlikeye atmamak lazım. Taşeron sistemi en büyük düşmanımız. İçimiz burkuluyor. Bu kadar kuralsızlık, yasa tanımamazlık olmaz. 

Yasalar hayata geçmiyor?" 


Tuzla tersanelerinde geçen yıl 13, 2008 başından beri de sekiz işçi kazalarda öldü.



Pendik Askeri Tersanesi’nde son ölümlü kaza hangisiydi?



Pendik askeri tersanede çalışan bir işçi, 05 Aralık 2008 günü yüksekten düşme sonucu öldü. 


İstanbul Tuzla'daki tersanelerde meydana gelen ölüm olaylarının bir benzeri de Pendik'teki askeri tersanede yaşandı. Pendik'teki askeri tersanede çalışan bir işçi, yüksekten düşme sonucu hayatını kaybetti.


Pendik askeri tersanesinde 31 yaşındaki Sefer Gürel adlı işçi, bir gemide çalışma yaparken aşağıya düştü. Gürel, olay yerinde hayatını kaybetti. 


Cumhuriyet Savcısı olay yerinde inceleme yaptı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. 


Olay, 1999'dan bu yana askeri tersanede meydana gelen ikinci ölümlü kaza. Geçen ağustos ayında da bir işçi, çıkan yangını söndürmeye çalışırken yanarak ölmüştü. 



Pendik Askeri Tersanesi’nde son kaza ne zaman oldu?



Pendik Altkaynarca'daki İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda 16 Ocak 2009 tarihinde saat 15.00 sıralarında bir patlama oldu. Tersane yetkilileri içeride küçük bir kaza olduğunu söylemekle yetindiler.


Pendik Altkaynarca'daki İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda saat 15.00 sıralarında bir patlama oldu.


Olay yerine giden polis ve itfaiye ekipleri içeriye alınmadı. Tersane yetkilileri içeride küçük bir kaza olduğunu söylemekle yetindiler. Bu arada tersaneye bir ambulansın giriş yaptığı öğrenirken, kazada yaralanan olup olmadığı konusunda bilgi verilmedi.


Türkiye Harb Sanayi ve Yardımcı İşkolları İşçileri Sendikası Kartal Şube Başkanı Hüseyin Över, AA muhabirine yaptığı açıklamada, patlamanın açık alanda meydana geldiğini söyledi.


Açık alanda bulunan borulardaki gazın sıkışması sonucu gerçekleşen patlamanın etkisiyle 2 kişinin baygınlık geçirdiğini ifade eden Över, ''Ama şu anda iyiler. Patlama sonucu sadece gaz borusunda hasar meydana geldi'' dedi. 



Pendik Askeri Tersanesi’nin tarihçesi nedir? 



Fatih Sultan Mehmet tahta çıkışından itibaren İstanbul'u almayı planlamış ve gereksinim duyduğu güçlü donanmayı 1390 yılında kurulmuş olan Gelibolu Tersanesi’nde ve Umuryeri’nde kurulan tezgâhlardan faydalanarak inşa ettirmiştir. Fetihten sonra Sarayburnu ile Kumkapı arasındaki Kadırga semtinde ilk gemi yapım tesisleri kurulmuştur. Bu dönemde Donanma zaman zaman Kasımpaşa kıyılarında kıçtankara olmaktaydı. Kadırga semtinde kurulan gemi yapım tesisinde 1462 yılında 370 tonluk büyük bir gemi inşa ettiren Fatih Sultan Mehmet,  geminin Sarayburnu'nda denize indirilirken devrilip batması üzerine, günümüzde Camialtı denilen alanda gemi inşa tezgâhlarının kurulması için emir vermiş ve Taşkızak Tersanesi'nin temelleri İstanbul Tersanesi ismiyle 1463 yılında atılmıştır. “İstanbul Tersanesi” 450 yıl boyunca Osmanlı dönemi donanmasının ana inşa ve onarım tersanesi olarak hizmet vermiştir.

Fatih Sultan Mehmet döneminde kurulan tersanenin genişletilmesi çalışmaları, sonraki padişahların döneminde de devam etmiştir. Tersanenin ikinci büyük gelişmesi Yavuz Sultan Selim’in oğlu Kanuni Sultan Süleyman dönemindedir. Bu dönemde geminin yapımı ve donanımı için gerekli her çeşit tezgâhlar, ambarlar, top ve barut dökümhaneleri yelken ve halat imalathaneleri kurulmuştur. Bu devirde Gelibolu Tersanesi Komutanı olan Güzelce Kasım Paşa daha sonra vezir olmuş ve bu tersanenin birçok bölümünü İstanbul'a taşıtmıştır. Neticede 16’ncı yüzyılda, İstanbul Tersanesi, aynı anda 200 savaş gemisinin paralel inşaatını yürütecek kapasiteye sahip bulunmakta ve o günlerde dünyanın en büyük tersanelerinden birisi olarak bilinmekteydi.


Toplumsal hayatta olduğu gibi ordu ve donanmada da yenileşme hareketlerine hızla devam azminde  olan II. Mahmut devrinde de, tersane çalışma ve gelişmeleri olumlu olarak etkilenmiştir. Bu dönem aynı zamanda buharlı gemilerin faaliyete geçmesi nedeniyle tersanede esaslı değişikliklerin yapıldığı bir dönemdir. Bu dönem içerisinde Navarin’de baskına uğrayan ve büyük bir kısmı yanan, batan ve hasara uğrayan gemilerin yerine yeni gemilerden kurulu bir donanma meydana getirilmesinde İstanbul Tersanesi’nin rolü büyük olmuştur. Bu devirde yapılan gemilerden 1829’da Türk mühendisleri Mehmet Efendi ve Mehmet Kalfa tarafından inşa olunan 128 toplu “Mahmudiye” kalyonu, dünya bahriyelerinin takdirini kazanmış en güzel gemilerden biridir.


1936 yılında Türkiye hükümeti ile bir Alman firması arasında yapılan anlaşma gereğince Türkiye bahriyesi için inşa edilecek dört denizaltı gemisinden ikisinin Türkiye’de inşaları kabul olunmuştur. Bu gemilerin inşası için Alman firmasına Taşkızak ve civarının teslimi gerektiğinden tersanenin bu kısmı İktisat Vekaleti’nden geri alınmış ve Alman firmasına teslim edilmiştir. Burada 14 Ağustos 1937 tarihinde “Atılay” ve 9 Eylül 1937 tarihinde “Yıldıray” denizaltı gemileri kızağa konulmuş ve kontratları gereğince inşaatta %75, makine ve teçhizatın monte işlerinde de %30 Türk işçisi çalıştırılarak gemilerin yapımı tamamlanmıştır.


2. Dünya savaşı sırasında, 1941 yılında Taşkızak Tersanesi Komutanlığı, İstanbul Tersanesinin bir kısım alanı üzerinde kurulmuştur. Taşkızak Tersanesi Komutanlığı, Cumhuriyet döneminde de üstün vasıflı hizmetlerine, özellikle küçük, yüksek süratli gemiler ile mayın ve yardımcı gemilerin dizayn, inşa ve onarımında uzmanlaşarak uzun yıllar devam etmiştir.



Taşkızak Tersanesi Komutanlığı ne zaman kuruldu?



1999 yılında ülkemizi sarsan Marmara depremi sonrasında oluşan ihtiyaç nedeniyle Taşkızak Tersanesi Komutanlığı, büyük boyutlu ticaret gemilerinin üretimi amacıyla kurulmuş bulunan ve bu konuda uzmanlaşmış olan Türkiye Gemi Sanayi A.Ş.’ne ait Pendik Tersanesinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca devralınması ile bu tersaneye nakledilmiş ve her iki tersanenin gücü, bilgisi ve deneyimi birleşerek orijinal tarihsel ismiyle bugünkü İstanbul Tersanesi Komutanlığı doğmuştur.


İstanbul Tersanesi Komutanlığı, şu anda Türkiye’nin en büyük tersanesi olup, 300 metre boya kadar, tüm askeri ve ticari gemilerin dizayn, üretim ve onarımlarını yapabilecek yetkinliğe sahiptir. 


Mevcut köprü kreynin kaldırma kapasitesi deplasman ağırlığı 200 tona kadar gemilerin aparat üzerinde kreynle karaya alınması ve taşınması imkanını vermektedir.


İstanbul Tersanesi Komutanlığı kaldırma/taşıma kapasitesi bakımından son derece yetkindir.

 

•         1x450 TON GANTRY KREYN

•          1x300 TON GANTRY KREYN

•          3x80 TON JIB KREYN

•          1x30 TON JIB KREYN

•          3x16 TON JIB KREYN

•          1x30 TON JIB KREYN

•          1x25 TON MOBILE KREYN

•          2x10 TON MOBILE KREYN

•          1X 5  TON MOBILE KREYN

•          1x150 TON TRANSPORTER

•          2x350 TON TRANSPORTER

                         

   

Kuru havuz üzerinde ve devamında hareket eden 450 tonluk gentry kreyn, inşa kızağı üzerinde ve devamında hareket eden 300 ton kapasiteli bir başka gentry kreyn ile 16 ton ile 80 ton arasında kaldırma kapasitesine sahip olan muhtelif jıb kreynler inşa ve onarım faaliyetlerinde aktif olarak kullanılmaktadır.


300 tona kadar taşıma kapasitesine sahip iki adet hidrolik taşıma platformu birbirleri ile senkronize çalıştırılarak 600 tona kadar yüklerin tersane içerisinde nakledilmesi mümkündür.

 

Yüksek üretim kalitesinin hedeflendiği fabrikalarda 1 adet nümerik kontrollü plasma sac kesme tezgâhı, bir büyük boy CNC oksijen sac kesme tezgâhı ile 4 adet optik kesme tezgâhı bulunmaktadır. Kesme tezgâhlarının aylık sac kesme kapasitesi 280 tondur. İstanbul Tersanesi Komutanlığında yüksek teknoloji ve hassas üretim teknikleriyle birlikte otomatik kaynak makinaları dahil modern ekipman kullanılarak üretim yapılmaktadır.


Türkiye’de mevcut en büyük boyutlu nümerik kontrollü (NC) portal freze tezgahı ile, 16 m uzunluğunda, 5.5 m genişliğinde, 5.5 m yüksekliğindeki parçaların üç boyutlu olarak işlenmesi imkanı mevcuttur.


İstanbul Tersanesi Komutanlığı bünyesinde mevcut yüksek kapasiteli “shot blasting” tesislerinde hem Deniz Kuvvetleri Komutanlığına hem de bölgedeki gemi inşa tesislerinin büyük bir çoğunluğuna levha ve profillerin raspa (shot blast) ve primer boya ile boyama (primerleme) hizmeti verilmektedir. Günde 2500 metrekare levhanın ve 500 metrekare profilin raspası ve primerlenmesine uygun kapasite mevcuttur.


Yüksek kapasiteli ve büyük boyutlu preslerle deniz kuvvetleri komutanlığı ve bölgemizdeki tersanelere sac ve profil eğim hizmeti verilmektedir. Günlük sac eğim kapasitesi 14 ton’dur.


Çelik, alüminyum, ağaç ve fiberglas malzemelerin kullanıldığı yapıların inşaatı, onarımı ve bakımının yapıldığı bir fiberglas atölyesi ile iki adet ahşap atölyesi mevcuttur.


İstanbul Tersanesi Komutanlığı, A-Sınıfı Mayın Avlama Gemileri ile kazanılan deneyim sonucu dünyanın manyetize edilemeyen çelik konstrüksiyonu yapabilen birkaç kuruluşundan birisi, bu yeteneğe sahip ülkemizin tek kuruluşu olmuştur. Non-magnetik çelik işlemek amacıyla kurulan MAG inşa holü ülkemizin modern teknoloji ile donatılmış, örnek bir tesisidir.


Kare tipi yüzey montajlı entegrelerin değişim işlemleri, programli entegrelerin kontrolü ve programlaması işlemleri yapılmaktadır.

 

Rıhtımlar ve atölyeler; içme suyu, basınçlı hava, elektrik dağıtım ve yangın söndürme sistemleri gibi gerekli donanımlarla teçhiz edilmiştir. Rıhtımlarda ve atölyelerde, merkezi dağıtımlı oksijen-asetilen sistemi mevcuttur.

 

Kendi kullanımı ve bölgedeki diğer kuruluşlar için yıllık; 930 ton asetilen, 5000 ton oksijen, 1000 ton galvaniz kaplama üretimi yapabilecek kapasiteye sahiptir.

 

Her türlü elektronik, seyir/navigasyon, silah sistemleri, komuta kontrol ve atış kontrol sistemlerinin onarım faaliyetleri yapılmaktadır.


Dizayn faaliyetlerinde çağdaş yaklaşımlar kullanılmaktadır. Cad-cam yazılımları ve donanımlarının kullanıldığı dizayn bölümünde; çeşitli mühendislik yazılımları da etkin olarak kullanılmakta, entegre gemi dizaynı ve üretimi hedeflenmektedir.


İstanbul Tersanesi Komutanlığı 2 tona kadar çeşitli serilerde gemi pervanesi dizayn/üretme yeteneğine sahiptir.

 

Sonuç olarak; 32 adet fabrika/atölye ve altyapısı ile Denizaltı hariç her türlü harp ve destek gemisinin inşası ile bunların ileri teknoloji ürünü sistem/cihazlarının bakım tutum ve onarımları, gelişen harekât ihtiyaçlarına göre tadilat modernizasyonları yapılabilmektedir. Bunlara ilave olarak sektörde önderlik ve sivil gemi inşa faaliyetlerine önemli oranda destek sağlamaktadır.

 

Bir ağır sanayi olan gemi inşa sektöründe, katma değer kazanımı olarak bölgede lider konumdadır. Uzmanlık alanı olan harp gemisi bakım/onarımı konusunda ise bölgede emsali bulunmamaktadır.