Tebernüş Kireççi'ye SORU SOR

Pera Palas – Pera Palace İstanbul Hotel Jumeirah

1895 yılında hizmete açılan, 1989’da Orient Express’in ilk İstanbul seferiyle gelen zengin Avrupalıları ağırladığı için onlara özel yapıldığı iddia edilen müze otel. Pera Palas’ın ünlü konukları arasında Mustafa Kemal Atatürk, Kraliçe II. Elizabeth, VIII.Edward, Kral Zogo, Maria Callas, Jacqueline Kennedy, Agatha Christie, Pierre Loti, Ernest Hemingway ve ünlü casuslar Mata Hari, Cicero bulunur. 20 milyon Euro’ya yenilendikten sonra 2010'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yeniden açıldı. 2011’de Demet Sabancı Çetindoğan’ın şirketi DEMSA tarafından satın alındı. 2012’de Dubai'deki 7 yıldızlı Yelken Otel'in sahibi El Maktum’un şirketi Jumeirah tarafından işletilmeye başlandı. Pera Palas Otel’in Genel Müdürü Pınar Kartal Timer’dir.


Eğlencede büyük indirim! Oyunlar 1 TL! Esenyurt TİKİ Eğlence Dünyası!


Pera Palas – Pera Palace İstanbul Hotel Jumeirah

'Küçük Avrupa' bölgesindeki Pera Palas'ın girişi


Pera Palas’ın tarihçesi nedir?


Levanten mimar Alexandre Vallaury'nin tasarladığı otel, Haliç’in muhteşem manzarasına hakimdir. İlk elektrik alan ve İstanbul'da elektriği olan ilk binadır.


Pera Palace Hotel’in hikayesi, 19. yüzyılın sonlarında başladı. Dünyaca ünlü Orient Express, 1888 yılında Paris-İstanbul seferlerine başladığında, İstanbul’da Orient Express yolcularının alışkın oldukları yüksek standartları sunabilecek bir otel yoktu. Bu boşluğu, kısa süre sonra kuruluş çalışmalarına 1892 yılında başlanan, 1895’te ise açılış balosu yapılan Pera Palace Hotel doldurdu.


1840'lı yıllarda uluslararası turizme pek de hazır olmayan kentte, önceleri eş-dost yanında kalmaktan başka seçeneği olmayan yabancılara; önce pansiyonlar daha sonra da Kuledibi, Tepebaşı, Grande Rue de Pera'da azınlıklar veya Levantenlerin birbiri ardınca açtıkları oteller, yepyeni olanaklar sağlamıştır.


Ama Batı'nın büyük kentlerinde seçkin kişilerin kaldıkları türden grand hotel'lerin sunduğu lüks ve konfor bu otellerde yoktur. Bunun için de, 1890'ları beklemek gerekmektedir.


Demiryolu, daha 1870'lerde İstanbul'a ulaşmıştır ama seçkinlerin yeğledikleri yataklı ve yemekli vagonların da yer aldığı ünlü Orient Expres ilk seferini ancak 1889'da yapabilecektir. Aslında Sirkeci Garı'nın yapılışı, Orient Expres'in seferlerine başlaması ve Pera Palas'ın yapılma süreci aynı senaryo içinde değerlendirilmelidir.


Pera Palas Otel, kültürel faaliyetleri ve sosyal aktiviteleri nedeniyle ‘küçük Avrupa’ olarak bilinen Pera’nın Tepebaşı bölgesindeydi.



Pera Palas – Pera Palace İstanbul Hotel Jumeirah



Pera Palas’ın ilk işletmecisi hangi şirketti?


Orient Express’in o dönemki sahibi olan La Compagnie Internationale des Wagons-Lits et des Grands Express Européens, 1896 yılında kendi işletme şirketini kurarak Pera Palace Hotel’in yarı mülkiyetini aldı. Otel, Birinci Dünya Savaşı’na kadar son derece parlak bir dönem geçirdi.


Seferlerin gördüğü büyük rağbet üzerine, işletici şirket Compagnie Internationale des Grands Hotels adlı yan kuruluşunca, diğer büyük Avrupa kentlerinde yaptırılan büyük otellerin bir benzerinin İstanbul'da da yaptırılması kararlaştırılır.


Şirket, günümüzdeki uluslararası otel zincirlerinin de benimsedikleri bir yöntemle, tasarımın önceden belirlenmiş kalite, standart ve kurallara, kesinlikle uyulması koşulu ile, mimar Henry Duray'ı İstanbul'da görevlendirir. Yerel mimar olarak da o güne dek İstanbul'da birçok büyük yapıyı başarıyla tamamlayan İstanbul doğumlu Levanten mimar Alexandre Vallaury seçilir.


Seçilen yer, özellikle akşamüstleri Haliç'in gerçekten de “Altın Boynuz” olarak İstanbul panoraması içinde tüm göz kamaştırıcılığıyla seyredilebildiği, Opera'nın o zamanlar Petit Camp de Mort olarak adlandırılan İslam mezarlığının yanıdır.


Yapım hızla tamamlanır ve 1893'ün bahar aylarında otel işletmeye açılır. Dönemin geçerli uluslararası otel mimarlığının tasarım ilkelerini, abartılara kaçmadan yansıtan dokuz katlı otelin oldukça hantal kitlesi; neo-klasik cephe düzenlemeleriyle zenginleştirilmiştir. Dört yönde yerleştirilen odalar, beş kat boyunca yükseltilen, ortadaki büyük aydınlığın çevresine sıralanmış lüks mobilyalarla donatılmışlardır.


Ancak giriş katının özenli görkemine otelin başka hiçbir yerinde rastlanmamaktadır. Daha önce tasarladığı bazı büyük yapıların iç düzenlemeleriyle bu kat arasındaki aşırı benzerlikler nedeniyle, bu katın tasarlanması için özellikle Vallaury'nin görevlendirilmiş olduğu ileri sürülebilir.


Ancak, o güne dek yerel ve geleneksel bazı mimarlık öğelerini kendine özgü bir yaklaşımla yorumlayan Vallaury, burada belki de konukların düşledikleri oryantalist-egzotik atmosferi, beklentilere daha uygun, hayli seçmeci, arabesk bir tutumla yansıtmayı yeğlemiştir.


Otel uzun yıllar boyunca İstanbul'un en ünlü, en lüks oteli olma özelliğini sürdürmüştür. Cumhuriyet döneminde salonlarında balolar düzenlenmiş yabancı konuklar ağırlanmıştır. Nice ünlü isimler yer almış konuk listesinde: Mustafa Kemal paşa, Ernest Hemingway, Agatha Christie, VIII.Edward, Kral Zogo, Maria Callas, Jacqueline Kennedy bunlar arasındadır. Mata Hari, Cicero gibi adları bilinen ve bilinmeyen yüzlerce gizli ajan (casus) savaş yıllarında gizemine gizem katmıştır, Pera Palas'ın.(Kaynak: Beyoğlu Belediyesi)



Pera Palas Atatürk Odası’nın özellikleri nelerdir?


Pera Palace, 1917 yılından itibaren pek çok kez Mustafa Kemal Atatürk’ü de ağırladı. Cephe dönüşlerinde adeta evi gibi kullandığı, ülke için önemli kararlar aldığı ve üst düzey misafirlerini ağırladığı 101 numaralı odası, doğumunun 100. yılı olan 1981’de Atatürk'ün şahsi eşyalarının da sergilendiği bir müze oda haline getirildi. Bu niteliği nedeniyle, Pera Palace bir ‘müze-otel’ konumundadır. Atatürk’ün en sevdiği renk olan, diğer tüm evlerinde ve adına açılmış müze-evlerde de kullanılan gündoğumu rengi, ‘şafak’ pembesiyle yenilenen 101 numaralı müze oda, Pera Palace Hotel’in yenilenerek açılışından itibaren müzayedelerden temin edilen yerli ve yabancı nadide Atatürk kitapları, dönemin dergileri, imzalı fotoğraf ve kartpostallar, madalyalarla daha da zenginleştirildi. (Kaynak: Vikipedi)



Pera Palas – Pera Palace İstanbul Hotel Jumeirah
Atatürk'ün Pera Palas'taki odası...



Atatürk, 7. Ordu Komutanı iken 1917 de Veliaht Vahdettin'le birlikte Almanya'ya gitmiş, 4 Ocak 1918 günü dönüşte yine Pera Palas'ta kalmıştır. Atatürk Şişli'deki eve taşınıncaya kadar İstanbul'da bulunduğu günler hep Pera Palas otelinde kalmıştır. 


Son yıllarda, Atatürk'ün Pera Palas Otelinde kaldığı oda (Atatürk Odası) olarak düzenlenmiştir. Atatürk Odası'nda Atatürk'ün yatağı, gardrobu, masası, Atatürk'le ilgili eşya ve fotoğrafları sergilenmektedir. (Kaynak: Kültür Bakanlığı) 



Pera Palas, hangi ilklerle anılır?


Pera Palace Hotel, İstanbul’un en ihtişamlı yapılarından biri olarak açıldığında, birçok ilkleri barındırıyordu; İstanbul’da Osmanlı sarayları dışında elektriğin verildiği, ilk elektrikli asansörün ve ilk akar sıcak suyun bulunduğu binaydı. Türkiye’nin Avrupa standartlarındaki ilk oteli olan Pera Palace Hotel, kuruluşundan itibaren tarihi olaylara tanıklık ederek kent kültürünün çok önemli simgelerinden biri haline geldi.



Pera Palas hangi ünlüleri ağırladı? 


Pera Palace Hotel’in ünlü konukları arasında Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kral VIII. Edward, Kraliçe II. Elizabeth, Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph, Şah Rıza Pehlevi, Yugoslavya Devlet Başkanı Josip Broz Tito, General Franz von Papen, Zsa Zsa Gabor, Greta Garbo, Sarah Bernhardt, Alfred Hitchcock, Pierre Loti, Jacqueline Kennedy, Ernest Hemingway, Ninette de Valois, Mata Hari, Mikis Theodorakis gibi isimler yer alıyor. Pera Palace Hotel’in en ünlü müdavimlerinden biri de Agatha Christie. Dünyaca ünlü polisiye roman yazarının hayatında kimsenin bilmediği kayıp 11 günün sırrının; 1934 yılında yayımlanan ‘Doğu Ekspresi’nde Cinayet’ romanını tasarladığı Pera Palace Hotel’de olduğu söylenir.



Pera Palas’ın mimari özellikleri nelerdir? 


Pera Palace Hotel, İstanbullu bir Levanten olan Alexander Vallaury tarafından tasarlanmıştır. İstanbul’da önemli yapılara imza atmış olan Vaullary, Osmanlı Bankası, Arkeoloji Müzesi’nin de mimarıdır. Art Nouveau, Neo-Klasik ve Oryantalist mimari tarzları bir arada kullandığı Pera Palace Hotel, 19. yüzyıl sonu İstanbul mimarisinin tipik bir örneğidir. Planında ve dış görünüşünde neoklasist bir yaklaşım etkilidir.


46 x 28 metre boyutunda dikdörtgen biçiminde bir taban üzerine oturan Pera Palace Hotel, ikisi bodrum kat olmak üzere dokuz kattan oluşmaktadır. Otelin iç yapıları sistemin tam ortasındaki alanda oluşturulmuş büyük bir aydınlık boşluğu üzerine temellendirilmiş. Giriş katında büyük bir salon olarak düzenlenmiş olan bu boşluk, yani Kubbeli Salon; merkezi konumunun yanı sıra, tüm plan şeması bu mekana göre belirlendiği için binanın da kalbi durumundadır.



Pera Palas – Pera Palace İstanbul Hotel Jumeirah
Kubbeli Salon


Pera Palace Hotel mimarisindeki Art Nouveau tarz, otelin en özgün parçalarından biri, İstanbul’un ilk elektrikli asansörü olan meşhur asansörü çevreleyen merpenlerde özellikle dikkat çeker. Yapının ortasındaki boşluğun bulunduğu Kubbeli Salon ise, Oryantalist mimarinin kendini en çok hissettirdiği bölümdür. Kalan bazı bölümlerde yararlanılan Neo-Klasik stil de, otelin eklektik mimari yapısına katkıda bulunmaktadır.



Pera Palas – Pera Palace İstanbul Hotel Jumeirah

Agatha Christie Suiti


Birinci derece tarihi eser statüsündeki Pera Palace Hotel’in restorasyon projesi, KA.BA Eski Eserleri Koruma ve Değerlendirme - Mimarlık Firması tarafından hazırlandı. Otelin iç dekorasyonunu Metex Tasarım Grubu üstlendi. Uygulama ise özel proje ekibi tarafından yürütüldü. Restorasyon, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve yapısal güçlendirme, taşıyıcı sistem güvenliği, bilimsel koruma ve onarma, yangın güvenlik, mimarlık tarihi, geoteknik değerlendirme gibi bilimsel konularda bu proje için özel olarak bir araya gelen akademisyenlerden ve konusunda uzman profesyonellerden oluşan Danışma Kurulu’nun denetiminde gerçekleştirildi.



Pera Palas – Pera Palace İstanbul Hotel Jumeirah

Greta Garbo Suiti



‘Müze-otel’ olarak tanımlanan Pera Palace Hotel’in restorasyon-renovasyon projesinin temel konsepti, otelin ‘özgün ve üst düzey bir konaklama deneyimi için en ideal atmosferi sunduğu’ fikri üzerine kuruldu. Pera Palace Hotel’in yenileme çalışmaları iki boyutta yürütüldü. Bir yandan binanın mimari özellikleri vurgulanıp özgün karakteriyle uyumlu çağdaş öğeler eklenirken, diğer yandan da otelin uluslararası standartlarda bir işletme olması için gereken teknik altyapı oluşturuldu. Bu çerçevede otelin tüm teknik altyapısı da yenilendi.



Pera Palas – Pera Palace İstanbul Hotel Jumeirah


Restorasyon çalışmalarında tarihi asansör de tüm teknik altyapısı yenilenerek korundu. Pera Palace Hotel’in orijinal mimarisinde olmayan ve sonradan eklenen boya vb. gibi niteliksiz eklemeler temizlenerek, yapının dönemin mimarisini yansıtan ilk haline döndürülmesi hedeflendi. Kubbeli Salon’un üzerinde bulunan ve önceki yıllarda havalandırma amaçlı olarak kullanılan altı kubbenin üzerindeki cam tavan, orta boşluktan tüm lobi katının doğrudan güneş ışığı almasını sağladı. 



Pera Palas – Pera Palace İstanbul Hotel Jumeirah
Pera Palas SPA


Renovasyon sırasında yapılan bir diğer yenilik de, günümüz gezginlerinin seyahat ihtiyaçları dikkate alınarak tasarlanan 380 m2 büyüklüğündeki SPA oldu. Otelin en büyük salonu durumundaki Galata da, yenileme çalışmaları sırasında eklenen bölümlerden bir diğeri.



Pera Palas – Pera Palace İstanbul Hotel Jumeirah


Pera Palas’ın otel özellikleri neler? 


Türkiye’nin Avrupa standartlarındaki ilk oteli Pera Palace Hotel’in 16’sı süit 115 odası bulunuyor. Odalarının çoğundan eşsiz bir Haliç manzarası sunan binaya restorasyon sırasında eklenen ve İsviçreli ünlü SPA markası after the rain ürünlerinin kullanılacağı SPA’da kapsamlı bakım hizmetleri verilirken, fitness salonu, kapalı yüzme havuzu, sauna ve buhar odası da, hem otel konuklarına hem de dışarıdan gelen misafirlere hizmet veriyor. Otelin gün ışığı alan, yüksek tavanlı tarihi salonları ise; davet, düğün ve toplantılara ev sahipliği yapıyor.



Pera Palas’ın gastronomi özellikleri neler? 


Agatha Restaurant Adını Pera Palace Hotel’in ünlü müdavimlerinden Agatha Christie’den alan otelin ana restoranı Agatha, Orient Express’in güzergahındaki en önemli duraklar olan Paris, Venedik ve İstanbul’dan hareketle, bu mutfakları bir araya getiriyor... Fransız, İtalyan ve Türk lezzetlerini yiyecek ve içecek alanında birleştirerek şık bir atmosferde misafirlerin beğenisine sunan Agatha, kahvaltıdan itibaren gün boyu açık. Agatha Restaurant, özellikle şeflerle sohbet edilebilen şov mutfağı ve restoranın girişindeki zengin şarap kavıyla iddialı…


Orient Bar Yıllar boyunca İstanbul aydınlarının buluşma noktası olan Orient Bar, saatler süren koyu sohbetlerin ev sahibi olmaya hazır. Unutulmaya başlanan gerçek bar keyfi, zengin şarap ve içki mönüsü ve özgün kokteyllerle, yaz aylarında terası da bulunan Orient Bar’da yeniden hayat buluyor.


Patisserie de Pera Eskiden beri bir İstanbul klasiği olan Patisserie de Pera’da, özel Fransız pastaları, kuruvasanlar, makaronlar ve el yapımı çikolata bulunuyor. 24 kişilik oturma alanına sahip olan bu çok özel Fransız tarzı pastane; dantel perdeleri, gümüş şekerlikleri, nadide porselen takımları ile konuklarına her şeyiyle özel bir mekanda olduklarını hissettiriyor.


Kubbeli Salon Yüksek tavanlı mimarisi, kubbeleri ve parke zeminiyle geçmişin ihtişamını yaşatan Kubbeli Salon, haftanın her günü bu büyülü atmosfere eşlik eden canlı piyano müziğiyle akşamüstü çaylarına ev sahipliği yapıyor.



Pera Palas’ın sahibi kim, işletme hakkı kimde?


Birinci Dünya Savaşı, İstanbul’un işgali, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in ilanı ve II. Dünya Savaşı gibi birçok tarihi olayın tanığı olan ve mülk olarak Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi’ne ait. 


Pera Palas'ın sahibi Hasan Süzer'in 2005 yılında vefat etmesi üzerine çocukları tarihi oteli, armatör İhsan Kalkavan'a sattı. Hasan Süzer'in nikâhsız eşi Suna Süzer, otelin satışına karşı çıktı. İhsan Kalkavan, Pera Palas'ta yaşayan Suna Süzer ve kızı Aylin Süzer'i mahkeme kararıyla otelden tahliye ettirdi. Yargıtay'ın kararını onaylamasından sonra, Anıtlar Kurulu restorasyon izni verdi. O dönemde Kalkavan, Türkiye'de birçok sektörde var olduklarını ancak turizmi ihmal ettiklerini ve bu sektördeki yatırımlarını artırma kararı aldıklarını açıklamıştı.


Pera Palace Hotel’in üst kullanım hakları 2005 yılından bu yana İhsan Kalkavan’ın şirketi Beşiktaş Denizcilik ve Turizm Yatırımları A.Ş’ye aitti.


Pera Palas 20 milyon euroya Mart 2010’da yenilendi… Müze-otel konspetiyle hizmet verecek otelin genel müdürü Pınar Kartal Timer, 'Pera Palace Hotel'de çeşitli kültür-sanat etkinliklerine de ev sahipliği yapmayı planlıyoruz. Cumhuriyet Baloları'nı yeniden başlatmak, Kubbeli Salon'da İstanbul klasiği olmuş çay saatlerini başlatacağız. Atatürk'ün 101 numaralı müze odası daha da zenginleştirilmiş bir koleksiyonla yeniden ziyarete açılacak' diye konuştu. 


Demet Sabancı Çetindoğan’ın şirketi DEMSA Group, Aralık 2011’de otelin işletme hakkını İhsan Kalkavan’dan satın aldı. 


Demet Sabancı Çetindoğan, yaptığı açıklamada "Satın alma tamamlandı, detaylı açıklamayı ilerleyen günlerde yapacağız" diye konuştu. Çok sayıda hazır giyim markasını bünyesinde barındıran Demsa şirketinin ortaklarından Demet Sabancı Çetindoğan 2007'de de Tepebaşı'ndaki Tarhan Han'ı 4.5 milyon dolara satın almıştı. 



Pera Palas’ı 2012’den bu yana kim işletiyor? 


Raffles, Shangri-La ve Mandarin'den sonra Dubai'deki 7 yıldızlı Yelken Otel'in sahibi Jumeirah, İstanbul'a tarihi Pera Palas oteliyle Mart 2012’de girdi. Dubaili lüks otel zinciri Jumeirah, Pera Palas Oteli’ni işletmek üzere Demsa Group ile ‘resmen’ el sıkıştı. Dubai Şeyhi El Maktum’a ait şirketler arasında yer alan Jumeirah, aynı zamanda Dubai’deki ‘Yelken Otel’ olarak da tanımlanan 7 yıldızlı ünlü Burj el Arab otelini de işletiyor.

 

İşbirliği ile ilgili İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Jumeirah Group Yönetim Kurulu Başkanı Gerald Lawless, daha çok Avrupa’dan turist ağırlayan Pera Palas Oteli’nin işbirliği çerçevesinde misafir kitlesinde bir takım değişiklikler olabileceğini belirtti. Yeni dönemde, güçlü oldukları Çin pazarından turist getirmeyi hedeflediklerini anlatan Lawlees “Sadece Avrupa, özellikle de Batı Avrupa odaklı düşünmemek lazım. Çin bugün çok büyük bir pazar ve bu müşterilerimizi de burada ağırlamaktan mutluluk duyacağız” diye konuştu.

 

Pera Palace Hotel’in Jumeirah için mükemmel bir seçim olduğunu söyleyen Lawless, Pera Palace Hotel’in dünya otelcilik tarihinde çok önemli bir yeri olduğunu ifade etti. Lawles “Pera Palace Hotel, hem şehrin tarihini günümüze taşıyor, hem de Türkiye’de ve dünyada milyonlarca kişi tarafından sevilen oyuncu, tiyatrocu ve yazarlarla derin bağı olan bir mekan. Bu özellik Pera Palace Hotel’i hem bizim, hem de misafirlerimiz nezdinde çok özel kılıyor. Öte yandan Pera Palace Hotel, misafirlerimizin Jumeirah otelinden beklediği en üst düzey hizmeti sunacaktır” diye konuştu



Pera Palas’ı işleten Jumeirah kimin?


2012'den itibaren Pera Palas Otel'ini yöneten olan şirket Jumeirah, Dubai Emiri El Maktum'un şirketlerinden biri.


El Maktum, Toskana Vadisi'nden sonra Çamlıca'daki Emaar Square projesini hayata geçiren Emaar Türkiye'nin de ortağı.


El Maktum, İstanbul’da da faaliyet gösteren Dubai Grup Sigorta’nın da sahibi. 


Dubai Emiri El Maktum ismini Türkiye ve İstanbullular, İETT'nin Levent arazisinin ilk ihalesiyle hatırlar. 2007'deki ilk ihaleyi El Maktum, 1.1 milyar liralık teklifiyle kazanmış ancak ihale daha sonra iptal edilmişti.   

 

Dubai Emiri El Maktum'un şirketi Jumeriah, ülkedeki en lüks projelerin de sahibi. Dünyanın ilk 7 yıldızlı 'Yelken Otel' olarak bilinen Burj Al Arab'tan Emirates Tower'a kadar birçok ünlü yerin işletmesini yürüten Jumeriah Internetional'ın portföyünde Madinat Jumeirah, Jumeirah Beach Hotel'in yanı sıra Anguilla, Arjantin, Bahamalar, Bahreyn, çin, Katar , Tayland, İngiltere, ABD başta olmak üzere birçok ülkede işletmesi de bulunuyor.


Pera Palas tarihinde dilden dile anlatılan en ilginç satın alma hikayesi nedir?


1915 yılında, kılık kıyafetiyle fakir bir insan görünümü veren bir adam otele gelip bir oda ister. Lakin resepsiyondaki görevliler, otelin pahalı bir otel olduğunu söyleyerek, otelin saygın müşterilerini de rahatsız etmemesi için bu dilenci kılıklı şahsa oda vermediler. Hatta oteli derhal terk etmesini ihtar ettiler. Bunun üzerine dilenci kılıklı adam personele şöyle dedi: "Hiçbir yere gitmiyorum. Ya bana bir oda verirsiniz. Ya da bu oteli satın alırım" İşte bu adam Rum Petros Bodosaki idi. Kayseri ve Mersin'de fabrikaları olan Bodosaki, dediğini yaptı. Ve o günlerde zaten kendi kendine bile yetmeyen ve imkansızlıklar içinde kıvranan oteli satın aldı. Otel, 1923 senesinde de devlet hazinesine geçti. Pera Palas'ın mülkiyeti halen devlet hazinesine ait.


Hikayeyi, ufukturu.net’te 19 Ekim 2013’te Mirza Turgut imzasıyla yayınlanan makaleden okuyalım; 


“(…)Mavromatiye eş değer zenginlikte  olan Petros Bodasaki de Rum’du. Tanzimat sonrası, Girit  ya da  Kıbrıs üzerinden Mersin’e gelip yerleştiği söylenir. Bodasaki  Mersin’e ilk olarak un, çırçır, buz fabrikası kurmuştur.İşletmelerinde bir çok işçi amele çalıştırıyordu.


Silifke’deki Atatürk çiftliği, Tarsus’daki büyük arazilerin sahibiydi. Bugünkü Metropol civarında kurduğu fabrikasından iskeleye gidiş geliş yapan dekovil hattını kurmuştur. Yük vagonlarının Senegal’den getirilen işçilerce çekildiği söylenir. 


Hem Bodasaki hem de Mavromati tefecilik de yapmışlardır. Bodasaki’nin ailesi hakkında çok fazla biliye sahip değiliz. Ancak zenginliği dillere destan olmuştur.


Bodasaki için Pera palası satın alma öyküsü, onun ne kadar güçlü bir sermayedar olduğunu gösteriyor.


1886’da Adana Mersin demiryolu kurulduktan sonra, Mersinli zenginler Adana’ya sık sık gitmekte, Adana’dan da , gayri müslüm zenginler Mersine gelmekteydi.


1906 yılında Mersin demiryolu Haydarpaşa-Bağdat demiryolu hattına bağlandı.

Bunun üzerine kimi  Mersinli zenginler, sık sık  İstanbul’a gidip gelirler.


Mersin’e sığamayacak kadar büyük zengin olan Bodasaki de sık sık İstanbul’a gidip gelmeye başlar.

Dönemin Dersaat ticaret odası ile Mersin ticarete odasının yazışmalarından Mersinli iş adamlarının İstanbul’da çeşitli yatırım yapma eğilimleri içinde oldukları sonucuna varabiliriz.


Ayrıca Bodasaki’nin Pera palas otelini satın aldığı da biliniyor.


Satın alma işlemi şöyle oluyor: Bodasaki yine bir gün İstanbul’a gider ve meşhur Pera Palas’da kalmak ister.

Pera Palas o zamanlar özellikle Fransa’dan gelen Turist ve bürokratların kaldığı elit bir yerdir.


Otel görevlisine yaklaşan Bodasaki otelde kalmak istediğini belirtir. Kılık kıyafetinden Pera Palas gibi sosyetik bir yerde kalmasını sakıncalı bulan otel personeli, çok yüksek fiyat ister.


Bodasaki pazarlık etmeden tamam kabul der. Şaşıran personel, başka bir engel çıkarmayı dener. Bunun üzerine Bodasaki,” patronunuzu çağırın, burayı satın alacam “der. Görevli çattık alaycı bakışlar atarak, sorumlusuna haber verir. Sorumlu gelir ve Bodasaki’nin kılıf kıyafetine bakarak, adamın kendileriyle dalga geçtiğini düşünür ve çok yüksek fiyat ister.


Bodasaki ,küçümsendiğini kafaya taktığı için o anda satın almaya karar vermiştir. Söylenen fiyata kabul eder ve oteli satın alır.


Bodasaki’nin ünü hem İstanbul’da hem de Pera Palas’a uğrayan yabancı  elitleri arasında duyulmaya başlar.


Bu arada Birinci Dünya Savaşı ve ardından Kurtuluş Savaşı başlamıştır.


Bodasaki, Mersin’deki yandaşları ile birlikte işgalcilerin saflarında mücadeleye başlar. Kurtuluş savaşı sonrası ülkeyi terk edip Yunanistan’a yerleşir. Bodasaki’nin tüm taşınmaz malları Cumhuriyet’ten sonra hazineye geçer.”



Pera Palas'ın gizemli sırları neler? 


Faaliyete geçtiği 1881 yılından bu yana gizemli olaylara sahne olan Pera Palas Oteli'nde Kasım 2007’de ilginç bir olay daha yaşandı. 28 yıldır kilitli unutulan bir oda tesadüfen bulundu. Odadaki eşyaların Pera'nın iki büyük efsanesi olan Atatürk'ün ölüm saatini gösteren Hint halısı ve ünlü polisiye yazarı Agatha Christie'nin otelde geçirdiği sır dolu 11 güne ışık tutması bekleniyor


Kasım 2007’de İstanbul'un ilk lüks oteli Pera Palas'ta 1979 yılından beri kapalı olan bir oda açıldı. Gizemlerle dolu bu oda 28 senedir kapalıydı. Belki kilidi, bile küflenmiş bu odanın, bir hikâyesi var aslında. Yıllarca, açılmaması için kapısına bir dolap çakılmış olarak bekleyen bu gizemli odada polisiye roman yazarı Agatha Christie, otelin sahibi Misbah Muhayyeş ve hatta Atatürk'ün dahi kullanmış olduğu eşyaların bulunması merakı artırıyor.


17 Kasım 2007 tarihli Yeni Şafak Gazetesi’nde Mahmut Sami Şimşek imzasıyla yayımlanan habere göre; 1926-1932 yılları arasında İstanbul'a defalarca gelen ve her geldiğinde Pera Palas'ta kalan meşhur dedektif romanları yazarı Agatha Christie, otelin sahibi olan Misbah Muhayyeş'in misafiri olarak Yeniköy'deki yalısında da kalmıştı. Christie "Orient Expres'te Cinayet" adlı romanını yazmak için İstanbul'a geldiğinde misafir olmuştu bu yalıda. Romanını ise Pera Palas'ta yazdı. Bilindiği gibi Agatha Christie 1926'da Londra'da iken 11 gün ortadan kaybolmuş, ve bu yok oluşunun sırrının bir anahtarda saklı olduğunu yazmıştı. İşin ilginç tarafı bundan sonrası...


Agatha Christie'nin ölümünden sonra, onun ruhunu çağırdığını söyleyen Medyum Tamara Land, 7 Mart 1979 da Pera Palas'ın 411 numaralı odasında bir anahtar buldu. Bu anahtar otel sahibinin Yeniköy'deki Afif Paşa Yalısı'nın gizli bir odasını açıyordu. Ve bu gizli odada bulunan defterde, Agatha Christie'nin Londra'da 11 gün boyunca kayıp olduğu günlerde neler yaptığı tüm ayrıntıları ile anlatılıyordu. Tamara'ya göre Agatha, İstanbul'a gelip Pera Palas'ın 411 nolu odasında sır dolu 11 gün geçirmişti...


Bu sırları öğrenmek isteyen Warner Bros şirketi, Amerika'nın ünlü medyumu Tamara Land'a müracaat etti. Land'ın iddiasına göre Christie'nin ruhu, otelin 411 nolu odada bir anahtarda olduğunu söyledi ve tekrar ortadan kayboldu. Anahtar, 411 nolu oda kapısının arkasındaki parkenin altında idi. Medyum Tamara'nın yapmış olduğu ikinci bir ruh çağırma seansında Agatha'nın ruhu, "Anahtarın, otelin o günkü sahibinin (Misbah Muhayyeş) yalısında gizli bir odayı açtığını ve bu odadaki hatıra defterinde kaybolduğu 11 günün tüm ayrıntılarının yazılı olduğunu" söyledi... New York Times gazetesi, bu konuda yazılacak olan hikayenin yayın hakkı için 75 bin dolar teklif etmişti.


Şirket 1979 da İstanbul'a gelerek 411 nolu anahtarı gerçekten de buldu. Anahtarı satın almak isteyen şirket yetkilileri otelin o dönemki sahibi Hasan Süzer'in istediği iki milyon doları ödeyemeyince anahtar hadisesi de ortada kaldı. Pera Palas'taki anahtar bulunmuştu, lakin bu anahtarın açacağı kilit olan Afif Paşa Yalısı'ndaki gizemli oda, ve sırlı defter bulunamadı. Anahtar şu an bir bankanın kasasında muhafaza altında. Agatha Christie'nin Pera Palas'ta kaldığı oda ise, o günkü hali hiç değiştirilmeden günümüze kadar muhafaza edildi.




Atatürk'ün ölüm saati Mihrace'nin halısında


Son bir hadise: 1. Dünya savaşı sonunda İstanbul'un işgal yıllarında da Atatürk, bu otelin 101 nolu odasında kalmıştı. Atatürk'e ait 32 parçadan oluşan eşyanın sergilendiği odada en ilginç şey ise başucunda asılı olan bir halı. Pera Palas otelindeki tüyler ürpertici bu halının hikayesi şöyle:


1929 yılında zamanın Hindistan mihracelerinden biri Atatürk'ü ziyarete geliyor. Ve Atatürk'e unutulmaz ve kalıcı bir hediye vermek istiyor. Bunun için kahinine ilginç bir hediye hazırlaması emrini veriyor. Kahin de küçük bir halı dokutuyor ve mihraceye takdim ediyor. Halıyı çok beğenen Mihrace Atatürk'e hediye ediyor. Peki bunun neresi ilginç? İlginç olan halı değil, üzerindeki desen. Halının üzerinde bir saat motifi var ve bu saat 09:07 yi gösteriyor. Bilindiği gibi Atatürk'ün ölüm saati 09:05. Ancak beyin, kalp durduktan sonra 2 dakika daha yaşayabiliyor. Yani halıdaki saat Atatürk'ün beyin ölümünün gerçekleştiği saat. Ve saatin etrafı 10 adet kasımpatı çiçeğiyle süslenmiş.



Agatha ve muamma birbirleriyle her daim ilişkili olmayı sürdürdü. Bu ilişkide başrolü oynayansa bir otel oldu, hep de öyle olacak. O otelin adı Pera Palas. O otel İstanbul'da. Orada, Christie'nin yaşamının hep karanlıkta kalan bir kısmının gizemi saklı. 


Her şey 1926'da başladı; Agatha hiçbir yerde bulunamıyordu. Endişeler güçlenmiş, söylentiler çoğalmışken, bu kayboluşun tam on birinci gününde, ortaya çıktığında hiçbir şey hatırlamıyordu ya da öyleymiş gibi davranıyordu. Yaşadığı sürece kimse bilemedi veya öğrenemedi o on bir günde olan biteni. Francesca Matteoli'nin Petites Histoires de Grand Hotels kitabında anlatıldığına göre, ölümünden üç yıl sonra, 1979 yılında, Warner Brothers bu esrarlı on bir günün öyküsünü film yapmak istedi.. Ünlü yazarı Vanessa Redgrave canlandıracaktı. Warner Brothers yapımcıları pek de iyi bulmadıkları senaryoyu renklendirmek için bir medyuma ihtiyaç duydular. Zamanın tanınmış medyumlarından Tamara Rand, Agatha Christie'nin ruhunu çağırmakla görevlendirildi. Rand'in açıklamasına göre Agatha'nın ruhu kendisine şu mesajı vermişti: "Benim kayboluşumun sırrı Pera Palas'ta gizlidir." 


Bu inanılmaz hikâyeye bütün dünya basını büyük ilgi gösterdi. Dünyanın dört bir yanından gelen gazeteciler 1979 yılının 7 Mayıs günü, onun Şark Ekspresi'nde Cinayet romanını yazdığı odada toplandı. Medyum Rand, polisiye kraliçesinin ona söylediklerini Los Angeles'dan İstanbul'a telefonla bildiriyor ve her şey Amerikan Televizyonu'ndan canlı olarak yayınlanıyordu. Yazar ahşap yer döşemelerinden söz ediyor ve gerçekten de tam belirttiği yerdeki döşeme yerinden çıkartılabiliyordu. Ahşap döşeme ile beton zemin arasında ise paslı bir anahtar duruyordu. 


Otelin yöneticisi Hasan Süzer, bir basın toplantısı düzenledi ve gazetecilere Pera Palas'ın bakıma ihtiyacı olduğunu, anahtarın 2 milyon dolara satılmasından çok memnun kalacağını söyledi. Warner Brothers'ın temsilcilerinin "böyle bir karar almaya yetkileri yoktu". Bunu söyledikten sonra "kuyruklarını bacaklarının arasına sıkıştırıp" gerisin geriye, Los Angeles'a döndüler. 


Warner Bros. yetkilileri çareyi bir kez daha medyum Rand'in hünerlerine sığınmakta buldular bunun üzerine. Rand yeniden transa girdi ve Agatha'dan şu mesajı getirdi; "Bayan Rand eline anahtarı almadıkça bu esrar çözülmeyecek." Daha sonra 20 Ağustos 1979 tarihinde şirket, 411 numaralı odada düzenlediği olağandışı toplantıyla yeniden dünya basınının karşısına çıktı. Nihayet Tamara Rand, anahtarı eline almış ve Pera Palas'taki gizem çözülmüştü. New York Times, bu öykünün telif hakları için 75.000 dolar teklif etti. Ama ne yazık ki, tam da o sıralarda, otel çalışanları neredeyse bir yıl sürecek bir greve gittiler ve hikâyenin yarattığı heyecan dalgası yavaş yavaş söndü ve proje suya düştü. O tarihten beri paslı anahtar bir bankanın güvenli kasasında bekliyor. Her ne kadar 1986 yılında başka bir odada ikinci bir anahtar ortaya çıktıysa da....


Bu kayboluşun öyküsünden başka daha nice öyküleri, anıları barındırır elbette Pera Palas; oteldeki her şey macerayı, entrikayı, dramayı, romantizmi, kurguyu ve gezginlerin servetlerini anımsatır. Büyük casuslar kaldılar bu otelde ve Pera'nın Avrupai yüzünü vurguladılar. Hem Agatha Christie'nin dışında Mata Hari'den Greta Garbo'ya, Yehudi Menuhin'den Jacqueline Kennedy'e kimler gelip geçmedi ki buradan. 


Orient Express ile seyahat eden yolcuları ağırlamak için Pullman firması tarafından 1832 yılında inşa edilen Pera Palas'taki orijinallik zamansızlıktan ve solmakta olan bir ihtişamın verdiği konfordan kaynaklanır. Odalarda hâlâ dökme demir musluklu küvetler, saten kumaşla kaplanmış lambalar bulunur, tül perdeler pasta üzerindeki süsleri andırır. En az bütün bu eşyalar kadar merak uyandırıcıdır o eski ve şık asansör kabini de. 


Sanki her şey başka bir zaman ve mekânda kalmış, eski bir takvimin unutulmuş bir sayfasında donmuştur. İstiklal Caddesi'nden Galata'ya doğru bir tur atarken sallanan arabaları, gizemli ara sokakları, kitap tezgâhlarını, eski sarayları, bütün dinlerin ibadethanelerini; kiliseleri, camileri, havraları keşfedebilirsiniz. O yüzden dünyaca bilinir ünü Pera Palas'ın ve Osmanlı'nın İstanbul'u, dünyanın göz bebeği ve İslam'ın göbeği, minareleri, ahşap evleri, Boğaz'ın karanlık sularına bakarak sakince nargilelerini içen eski insanlarıyla, gezginleri büyülemeyi sürdürür. 


Günün birinde 411 numaralı odanın gizeminin çözülmesi dileğine bir Pierre Loti tarzı bakış açısı da eklenebilir, kim bilir. Tabii eğer 511 numaralı odanın gizemi değilse...


Pera Palas iletişim bilgileri nelerdir?

 

Adres: Meşrutiyet Caddesi No: 52, 34430 Tepebaşı Beyoğlu, İstanbul, Türkiye

Tel: +90 212 377 4000 

E-posta:  JPPinfo@jumeirah.com

Web: www.jumeirah.com/en/hotels-resorts/istanbul/pera-palace-hotel-jumeirah/


Pera Palas – Pera Palace İstanbul Hotel Jumeirah



Önerilen Bağlantılar : TOKİ Kayseri kura